Saray!.. Yerel Seçimler ve Düşündürdükleri…

Çok sevgili Saray Halkı…
Önümüzde 29 Mart gibi çok önemli bir seçim sürecini hep birlikte yaşayacağız…
Süreç öncelikle şunları bilmemizde yarar var diye düşünüyorum..
Oy kullanacağımız il genel meclisleri ve mahalle muhtarlıklarının “yapısı”, “üstlendikleri görevler” hakkında bilgimiz nedir? Olumlu yanıt veremiyorsak niçin, nasıl ve neden oy kullanacağız?
Günümüzde toplumsal yaşamı düzenleyen kurum ve ilkeler “biçim” denilen görünüm ile ona görev yükleyen “öz” den oluşur. Öz, biçime anlaşılırlık ve olanaklılık sağlayarak canlılık verir. “Öz”den yoksun biçimsel yönetim ve uygulamalar; kurum ve kurallarla amaç arasındaki nedensellik bağını koparır.
Günümüzde şunu artık çok iyi biliyoruz…
Bir ülkede çağdaş düzeyde kurumlar, kurallar bulunması yeterli değildir. Önemli olan toplumda kurulu düzen ve işlemlere güven duyulmasıdır. Güvensizlik, özdeki değer ve görevlerin anlaşılmamış olduğunun ya da toplumsal yaşama yansımadığının kanıtıdır. Ülkemiz, kuruluş dönemi ayrık tutulursa, çoğun, biçim kolaycılığıyla yönetildiğinden güven ve rejim sorunları sürekli gündemde olmaktadır.
Demokrasi kavramı, bir anlamda sorumluluklar rejimidir. Sorumluluk bilincinin olmadığı ve kanallarının tıkandığı ülkelerde, her alanda güvensizlik, çürümüşlük, kokuşmuşluk kaçınılmazdır. Yerelyönetim görevini üstlenmiş belediyelerimizin ortaya koyduğu yaygın görünüm budur. Bu nedenle yerel yöneticileri suçlayabilir ve güvensizliğimizi sandığa yansıtarak seçilmesine onay vermeyebiliriz. Bilinçli seçmen olarak bu en doğal hakkımız ve görevimiz. Ne var ki, her alanda sorunları saptamak ve çözümler üretmek, tüm siyasal partilerin görevidir. Tersi durumda, siyasal etik ve toplum vicdanı asıl onları yargılamalıdır. Seçimlerin kapıya dayandığı şu günlerde, parti yönetimlerindeki somut görünüm düşüncemizi doğrulamaktadır:
Yerel yönetimlerden özellikle belediyeler; toplum ve bireylerle yakın ilişkiler içinde yoğun görevler üstlenmiş kurumlar olarak, ağır bir yük altındadır. Partilerin yarınlarda üstelenecekleri görevleri başarıyla yerine getirebilmeleri bilinçli bir düzen içinde çalışmalarına bağlıdır.
Burada atılacak ilk adım, merkezde ve yerel yönetimlerde sürekli çalışan kurullar oluşturma olmalıdır. Parti üyeleri ile profesyonel uzmanlardan oluşacak bu kurullar: Güncel sorunları ve gelişmeleri sürekli izleyerek; bilimsel ve uygulanabilir düzenleme ve tasarılarla partinin seçimlere ve göreve hazır duruma gelmesine azımsanmayacak katkıda bulunacaktır. Bu yöntemle elde edilecek bilgiler, görevdeki yerel yönetimin işlem ve eylemlerini daha sağlıklı denetleme olanağı sağlayacağı da göz ardı edilmemeli.
Oysa siyasal partilerimizde, usun ve bilimsel düşüncenin onayladığı bu nitelikte düzenleme ve çalışma yapma geleneği oluşmamıştır. Seçim kapıya dayandığında, birkaç kişinin hazırladığı özden yoksun biçimsel seçim bildiri ve söylemleri inandırıcı olmamaktadır.
Partiler, demokrasinin evrensel kurallarını öncelikle kendi topluluğu içinde güncelleştirmekle yükümlü kuruluşlardır. Oysa aday seçimleri de, demokratik bir yöntemle yapılmamaktadır. Parti başkanı ve çevresindeki kişilerin değer yargılarıyla seçime beş kala aday belirlenmesi demokrasiye ve bir ölçüde partiye de zarar vermektedir.
Aday seçiminin yöredeki tüm üyelerin katılımıyla yapılması, üyelere siyasal sorumluluk bilinci kazandırarak partiye canlılık getirir. Demokratik kazanımlar da ülkeye. Seçim döneminden uzunca bir süre önce belirlenmesi “adayın yörenin sorunlarını, beklentilerini”, “seçmenin de adayın kişiliğini ve hizmet yeteneğini” yakından tanıma olanağı sağlar.
Son kamuoyu yoklamalarında kararsız seçmen oranının yüksekliğinin önemli bir nedeni “seçmendeki güvensizlik inançları” olduğunu düşünüyorum. Seçim bilinçli bir değerlendirmedir, yeterli değerlendirme verilerinden yoksun ve parti tutkusuyla koşullanmamış kararsız seçmen suçlanamaz. Kaldı ki, oy kullanacak seçmenlerin önemli bir bölümünde bile, oy kullanma bilinci güvensizliği bir adım geriye itmektedir.
Üretken bir çalışması düzeni, programı olmadan özden yoksun konu başlıklarıyla, gece kondu biçimi ya da devşirme adaylarla seçime giren partilerin seçimi kazanması bir utku olarak karşılanması şans oyununun sonuçlarıyla özdeş değerdedir. Yerel yönetimlerde çekilen sıkıntılar ve olumsuzluklar yalnız partiler düzeninden kaynaklanmıyor. Yasal kuralların döndürdüğü çarklar da sağlıklı işlememekte. Hemen birçok belediye de imar ve iş gördürme yolsuzlukları ya da çirkinlikler gündemden düşmüyor.
İşlem ve eylemlerin yasalara uygunluğu onun her zaman adil (doğru) olduğunun kanıtı olamaz. Örneğin: “Topluma ait her şeyi satarak kentlerin içini boşaltma”, “gelecek yönetimlerin hak ve olanaklarının tüketme”, “olağan sınırların üstünde borçlanma”, “estetikten, bilimsellikten yoksun buram buram kayırma kokan işlem ve eylemler” yasalara uygun olsa bile hukuka açısından sorgulanmaya açıktır. Yerel yönetimlerin yasa ve hukuk düzeni içinde daha sağlıklı ve güven verici çalışma yaparak topluma hizmet verebilmesi için yeni bir düzenin tartışılması gerekir. Burada ilk görev yine siyasal partilere, bilim kurumlarına ve insanlarına düşmektedir. Hayrıca da belediyeler dışındaki yerel yönetimlerin de amaçlarına uygun çalışmaları için yeniden düzenlemesi gerekir. Bu kurumlar da, özden kopuk olarak çalıştığından biçimsel kurumlar olarak varlıklarını sürdürüyor. Örneğin oy kullanacağımız il genel meclisleri ve mahalle muhtarlıklarının “yapısı”, “üstlendikleri görevler” hakkında bilgimiz nedir? Olumlu yanıt veremiyorsak niçin, nasıl ve neden oy kullanacağız?
Çok Değerli okuyucularım ve Saray halkı; çağımız bilgi ve bilgiyi toplum yararına kullanma çağıdır. Günümüzde bu olanak ve yetenekler olmadan orta düzeyde bir özel işletme bile yönetilemez iken, yerel yönetimleri yönetmeye kalkışmanın us ve çağdışı olduğunu düşünüyor ve bizler bunları değiştirmeye hazırız…
Sevgi ve Saygılarımla…
Nazmi Çoban / Saray Belediye Başkan Adayı…

Çetin Aşçıoğluna Sevgi ve Saygılarımızla…Çetin Aşçıoğlu Yargıtay Onursal Üyesi, cetinascioglu@gmail.com










